Yeni Rekabetin Formülü: Hız, Zeka ve İş Birliği
Fabrikada makineler, bankacılıkta hesaplar, lojistikte ise farklı teslimat kanalları artık birbirleriyle konuşuyor. İş dünyasında dönüşümün geldiği yeni noktayı özetleyen bu tablo, 8. Dijital CEO ve Liderler Zirvesi’nin de ana gündemini oluşturdu.
Vizyon 100 Platformu tarafından 1-3 Ekim tarihlerinde Çeşme’de gerçekleştirilen zirve, “Networking & Collaboration / Shaping The Future Together” temasıyla 300’ün üzerinde C-Level yöneticiyi ve 20’ye yakın global lideri bir araya getirdi. Enerji, lojistik, üretim, finansal hizmetler, perakende, sağlık, hizmetler ile insan ve teknoloji başlıklarının ele alındığı toplantılarda ortak mesaj, teknolojinin artık şirketlerin kendi içindeki bir dönüşüm projesi olmaktan çıkarak ekosistemler arası bir bağlantı katmanına dönüşmesi oldu.
“GLOBALİN GÜCÜ, LOKALİN DİNAMİZMİ”
Vizyon 100 Danışma Kurulu Başkanı Bülent Kutlu, global şirketlerin deneyimi, bilgi birikimi ve ağ gücüyle yerel şirketlerin hızını, çevikliğini ve pazar bilgisini bir araya getirmeyi hedeflediklerini söyledi. Kutlu, “Globalin gücüyle lokalin dinamizmi buluştuğunda yalnızca kurumlar için değil tüm ekosistem için ortak fayda ve değer artacak” dedi. Vizyon 100 Danışma Kurulu Üyesi Teoman Alper Yiğit rekabet kadar iş birliğinin önem kazandığını belirterek, “Bugünün iş dünyasında rekabet gerçekliğini koruyor. Ancak şirketlerin belirli konularda ortak paydada buluşması birlikte büyümenin temelini oluşturuyor” dedi.
“ÇİN’İN REKABET MODELİ DEĞİŞTİ”
Zirve’de konuşan FANUC Türkiye & CIS Countries Genel Müdürü Teoman Alper Yiğit’ten üretim tarafındaki en dikkat çekici mesajlardan biri geldi. Dünyada fabrikalarda çalışan endüstriyel robot sayısının 5 milyonu aştığını belirten Yiğit, özellikle Çin’in üretim modelindeki değişime dikkat çekti.
International Federation of Robotics’in 2026 verilerine göre 2025’te dünyada 603 bin yeni endüstriyel robot kuruldu. Bunların 354 bini Çin’de devreye alındı ve Çin tek başına dünya kurulumlarının yüzde 59’unu gerçekleştirdi. Dünyadaki aktif endüstriyel robot parkı da 5 milyonun üzerine çıktı. Yiğit, bu değişimin Çin rekabetinin artık düşük işçilik maliyeti üzerinden okunamayacağını gösterdiğini söyledi. “Çin’i hala ucuz işçilikle üretim yapan ülke olarak biliyorsak büyük hata yapıyoruz. Rekabet modeli artık yalnızca ucuz işçilik değil ölçek, otomasyon, teknoloji ve hız” diyen Yiğit, üretimdeki yarışın giderek teknoloji kapasitesine kaydığını vurguladı.
“OTOMATİKLEŞTİRDİK, ŞİMDİ AKILLANDIRIYORUZ”
Yiğit’e göre yıllardır konuşulan “lights-out factory”, yani insan müdahalesinin minimuma indiği fabrika modeli henüz hayal edilen ölçekte gerçekleşmedi. Bunun temel nedeni ise teknolojilerin fabrikaya bugüne kadar bütünsel olarak girememesi. “Robotumuz vardı ama zekası sınırlıydı. Verimiz vardı ancak yeterince anlamlı değildi. Yazılım ve otomasyon sistemlerimiz vardı fakat birbirinden kopuktu ve değişken şartlara adapte olamıyordu” diyen Yiğit, şimdi bu parçaların birbirine bağlanmaya başladığını söyledi. Yeni dönemde klasik otomasyonun üzerine Physical AI katmanının eklendiğini belirten Yiğit, “Sistem görmeye, anlamaya, adapte olmaya ve belirli koşullarda otonom çalışmaya başlıyor. Biz otomatikleştirdik, bugün akıllandırıyoruz, gelecekte de otonom hale geçireceğiz” dedi.
“LOJİSTİKTE YENİ ÖLÇÜT MÜŞTERİNİN ZAMANI”
Teknolojik dönüşümün müşteri tarafındaki karşılığını ise Aras Kargo CEO’su Barbara Hagen anlattı. Son 6-7 yılda lojistik sektöründeki müşteri beklentilerinin bütünüyle değiştiğini söyleyen Hagen, pandeminin bu dönüşümde önemli bir kırılma yarattığını belirtti. “Bir anda perakende değişti, neredeyse her şey online sipariş edilmeye başladı. Bu da lojistiğe bakış açısını tamamen değiştirdi” diyen Hagen, Aras Kargo’nun kendisini bugün “ticaretin iş ortağı” olarak konumlandırdığını ifade etti. Müşterinin artık hizmeti şirketin çalışma saatlerine göre değil, kendi zamanına göre almak istediğine dikkat çeken Hagen, 7/24 kullanılabilen teslimat çözümlerinin bu nedenle yaygınlaştırıldığını söyledi.
Ancak Hagen’e göre işin en zor kısmı teknoloji yatırımı değil kültürel dönüşüm. Yaklaşık bir buçuk yıl önce bu alanda ayrı bir program başlattıklarını belirten Hagen, “45 yıllık bir şirkette insanların davranış biçimlerini değiştirmek bana göre dönüşümün en zor tarafı. Otomasyondan ve yapay zekâdan ne kadar söz edersek edelim, lojistik hala insan odaklı bir iş” dedi.
“BANKA ARTIK FİNANSMAN İHTİYACININ DOĞDUĞU YERDE”
Finansal hizmetlerdeki dönüşüm ise bankanın müşteriye ulaştığı yeri değiştiriyor. Burgan Bank Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Eminsoy, gömülü finansla birlikte bankaların müşteriyi artık yalnızca şubede ya da kendi uygulamasında beklemediğine dikkat çekti. Eminsoy, “Bankalar artık finansman ihtiyacının doğduğu yerde” diyerek, finansal hizmetlerin alışverişten farklı dijital platformlara kadar günlük hayatın içine gömülmeye başladığını söyledi. Bu dönüşümün ikinci ayağını ise açık bankacılık oluşturuyor. İngiltere’deki “sweeping” uygulamalarını örnek veren Eminsoy, gelecekte farklı bankalardaki hesapların birbirleriyle daha fazla haberleşeceğini, tahsilat ve ödeme işlemlerinin müşterinin tek tek hesaplar arasında para taşımasına gerek kalmadan yapılabileceğini anlattı. Eminsoy’a göre API’lerin anlamı da bu nedenle değişiyor. “Bu yakın zamana kadar bilgi işlemcilerin işi olarak görülüyordu. Şimdi artık pazarlamacıların işi. ‘Hangi datayı kiminle paylaşayım, bunu nereye bağlayayım ki iş olsun?’ sorusu soruluyor” diyen Eminsoy, teknoloji altyapısının doğrudan ürün geliştirme ve yeni gelir modeli yaratma aracına dönüştüğünü söyledi.
“SIRADAKİ DÖNÜŞÜM TOKENİZASYON”
Finans dünyasında önümüzdeki dönemin önemli başlıklarından birinin de tokenizasyon olacağını belirten Eminsoy, yalnızca menkul kıymetlerin değil finansal olmayan varlıkların da dijital parçalara bölünebileceğini söyledi. Gayrimenkulü örnek veren Eminsoy, büyük bir varlığın küçük dijital paylara bölünmesinin yatırımcı tabanını genişletebileceğini ve likiditeyi artırabileceğini ifade etti. Tokenizasyonun iki önemli özelliğini “bölünebilirlik” ve “programlanabilirlik” olarak tanımlayan Eminsoy, takas ve mutabakat süreçlerinin hızlanmasının piyasa derinliğini de artıracağını söyledi. Türkiye’nin ödeme altyapısının bu dönüşüm açısından önemli bir avantaj sunduğunu belirten Eminsoy, FAST sisteminin gelişimine dikkat çekti.